Dünya

 

 

Dünya insanlık âleminin var olduğundan beri çıkar çatışmalarının tiyatro sahnesi olmuştur. Etrafımızda olup bitenler bu bağlamda ekonomiden bağımsız düşünülemez. Yanı başımızda Arap baharı denilen ancak acının, zulmün ve felaketin baharına dönüşen toplumsal olaylar bu ülkelerin dışında ki güçlerin ekonomik ve iktidar temelli savaşından ayrı ele alınamaz. İnsan uygarlığı maalesef kendi kendini yok etme tehlikesiyle karşı karşıyadır. İkinci dünya savaşından sonra dünyanın ortak aklı çeşitli uluslararası kuruluşları gündeme ve vücuda getirdiyse de bugünün manzarası güçlü devletlerin etkisinden kurtulamayan bu kurumların işlevsiz hale geldiğidir. Dünya devletleri büyük şirketlerin etkisinden kurtulamadığı gibi onları destekleyen bir organizasyon halini almıştır. Giderek dünyayı tek federatif çatı altında toplamayı amaçlayan bu yapının dünyayı tek Pazar haline getirmek, devletleri küçük ve güçsüz yapmak, özellikle ulus devlet modelini imha etmek ve bütün insanlığı çalışan haline getirme niyeti açıkça görülmektedir. Bilgi ve teknolojiyi elinde bulunduran bu yapılar bütün dünyayı yönetmek ve sömürmek için ellerinden geleni yapıyorlar ve yapacaklardır.

Peki, çözüm nedir? Çözüm hepimizin öncelikle kendi gücümüze ve önemimize inanmamızdır. Bu ne demektir? Bu öncelikle bize yutturulan sahte demokrasi yalanına inanmamamız gerekir. Örgütlü toplum yalanına inanmamamız gerekir. Bunların hepsi kontrol mekanizmasından başka bir şey değildir. Ancak bizler çok uyanık olmak zorundayız. Gerçek demokrasiyi inşa etmek zorundayız. Gerçek örgütlü toplum modeline geçmek zorundayız. Başkalarının aklıyla değil kendi aklımızla hareket etmek zorundayız. İnsanlığın yeniden ahlaklı toplumlar oluşturması kaçınılmaz bir zarurettir. Bu kör karanlığın sabahın ilk belirtisi olduğunu bilmemiz gerekir.

Önceki Yazı:Türkiye
Sonraki Yazı:Çankaya Belediye Başkan Aday Adayımız Sayın Ercan Çuhadar sivil toplum kuruluşlarından Soder’i Ziyaret etti.

Yorumlara kapalı.